Erich Fromm - Kendini Savunan İnsan

Yüzyılımızın ünlü düşünürü Erich Fromm, bu yapıtında insanın yaşamdaki temel ödevinin “kendi kendisini oluşturmak”, yani gizilgüç olarak ne ise o hale gelmek olduğunu savunuyor. Fromm’a göre, insanı anlamak, onu sanki kendimiz bir Tanrı ya da ondan çok üstün bir yeri olan bir yargıçmışız gibi suçlamamak anlamına gelir. Çünkü, “iyi” ve “kötü” ne düzenekseldir ne de önceden yazgılanmıştır. Ahlak felsefesi alanında seçme ve karar, insana; onun kendisini, yaşamını ve mutluluğunu önemle ele almasına; kendisinin ve toplumunun ahlaksal sorunlarıyla yüzyüze gelebilmek yiğitliğini gösterip kendisini savunabilmesine dayanmaktadır.


Albert-Camus-Denemeler


Albert Camus ille de yaşayacağım demişti. On sekiz yıl önce ortaya çıktı ve dedi ki insan da, yaşam da saçmadır, boşunadır, rastgeledir, sağlam hiçbir şey yoktur ama yine de yaşamak gerektir. Bu, insanın insanlığı kabul etmesi ve ne kadar sınırlı olursa olsun, insan yazgısını sevmesi demekti; insan az bir şey, ama yine de çok şeydir, demek istiyordu. Camus'nün düşüncesi ve insanların tarihi, insanın küçüklüğü ve büyüklüğü demektir. Albert Camus insanın yazgısını teraziye koydu ve umutsuzluğun yazarı oldu; aynı zamanda, yalnız o, mutluluğu bir büyü ve bir yiğitlik olarak ele aldı. Yaşama boş dediği içindir ki, onu elle tutulur, zengin ve yüce yapabildi. İnsanın ölmek zorunda olması, kendisince fizikötesi bir rezaletti. Bunu da Caligula rolünde Gerard Philipe'e söyletti. Bu rezaletten, bu ayaklanmadan, bu küfürden çıkardığı sonuçlar, dünya sevgisi, yiğitlik, cömertlik ve insan sıcaklığı oldu.





XVII. yüzyıl, matematik çağı, XVIII’ yüzyıl fizik çağı, XX. yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir. Ama bu korkuda bilimin payı var. Çünkü bu kuramsal alandaki son gelişmeleri onu kendi kendini yadsımaya götürdü; pratik alandaki gelişmeleri ise, bütün dünyayı yok edebilecek duruma geldi. Üstelik, korku bir bilim sayılmasa bile, onun bir teknik olduğu su götürmez.

Yaşadığımız dünyada en göze çarpan şey, çoğu insanların, her çeşit inanç sahipleri dışında, gelecekten yoksun olmalarıdır. Geleceğe el atmayan, gelişme, iyileşme umudu olmayan bir yaşamın ne değeri olabilir? Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır. Doğrusunu isterseniz, benim kuşağımdakiler ve bugün atölyelere ve fakültelere girenler köpekçe yaşamış ve yaşamaktadırlar.

İnsanların geleceğe kapalı yaşamaları ilk kez bugün olmuyor elbet. Ama, insanlar eskiden konuşarak bağrışarak bu duvarı aşarlardı. Kendilerine umut veren başka değerleri yardıma çağırırlardı. Bugün kimse konuşmuyor (eski söylediklerini yineleyenlerden başka), çünkü, dünyayı sürükleyen kör ve sağır güçler, öğütleri, haber vermeleri, yalvarıp yakarmaları dinleyeceğe benzemiyor. Şu son yıllarda gördüklerimiz bizde bir şeyi kırdı. Bu şey, insanın güvenidir; o güven ki, insanlığın dilini konuştuk mu, bir başkasından insanca karşılık göreceğimize inandırırdı bizi. Gözlerimizin önünde yalan söylediler, İnsanı küçülttüler, öldürdüler, sürdüler, işkencelere soktular, Ve hiç bir kez, bunu yapanlar, yaptıklarının kötü olduğuna inandırılamadı. Çünkü, kendilerine güveniyorlardı. Çünkü, soyut bir kafa, yani bir ideolojinin adamı başka bir şeye inandırılamaz.


İnsanlar arasında sürüp gelen uzun diyalog bitti. İnandırılamayan bir adamdan elbette korkulur…

…Bu korku ile hesaplaşmak için onun ne demek istediğini, neden kaçtığını bilmek gerekir. Onun demek istediği de, kaçtığı da aynı şeydir: Öldürmenin haklı görüldüğü, insan yaşamının hiçe sayıldığı bir dünya. İşte, günümüzün başlıca siyasal sorunu budur. Öteki sorunlara geçmezden önce, bunun karşısında tutumumuzu açıklamalıyız. Hiçbir şeyi kurmaya başlamadan önce, şu iki soru üzerinde durmalıyız : Doğrudan doğruya ya da dolayısıyla öldürülmek ya da işkence görmek ister misiniz, istemez misiniz? Doğrudan doğruya ya da dolayısıyla başkasını öldürmek ya da işkenceye sokmak ister misiniz, istemez misiniz? Bu sorulara hayır diyenlerin hepsi, ister istemez, davranışlarını değiştirecek bir sürü sonuçlara sürükleneceklerdir. Ben, bu sonuçlardan birkaçı üzerinde durmak istiyorum. Bu arada iyi niyetli okuyucum, kendi kendine aynı şeyi sorsun ve karşılığını versin.





Actuelles I’ den



Denemeler / Bir Alman Dosta Mektuplar

Çev: Sabahattin Eyüboğlu – Vedat Günyol

Say Yayınları 7. Basım






İndir: http://www.mediafire.com/?87edly3t2spb4jj

Mısır'ın Ölüler Kitabı

Mısır halkının böylesine büyük ve görkemli bir uygarlık yaratmış olmasının temeli, bütün bu süre boyunca asla vazgeçmedikleri derin ruhsal felsefelerinde ve değeri ölçülemez kadim metinlerinde yatmaktadır. Asırlar boyunca dünyevi ya da göksel her türlü öğretinin temelini oluşturacak kadar sağlam ve köklü temeller üzerinden yükselmiş olan Mısır felsefesi, özellikle ölüm ve ötesiyle çok ilgilenmiş, Mısır halkı bunu ölüler için yaptıkları tapınaklarda, anıtlarda ve mezarlarda, törenlerinde ve 21. yüzyılın başlarında bile hâlâ çözülememiş olan mumyalama tekniklerinde açıkça göstermiştir. Sözünü ettiğimiz kadim metinlerin en önemlisi, Mısır'ın Ölüler Kitabı'dır. Çünkü bu metin, antik Mısır'daki yaşam tarzının temellerini olduğu gibi yansıtmaktadır. http://www.mediafire.com/?syac9dx38eqafoe

Albert Camus- Mutlu Ölüm

Mutlu Ölüm, Albert Camus`nün 1930`ların sonunda tasarlayıp oluşturduğu, ancak hayattayken yayımlatmadığı bir roman. Bir başka romanı, Yabancı üzerindeki çalışmasının, Mutlu Ölüm`ü ertelettiği söylenegelmiştir. Mutlu Ölüm, yazarın Belcourt`ta çocukluğunun geçtiği yoksul mahallenin, deniz taşımacılığı şirketindeki memurluğunun, 1936 yazında Orta Avrupa`ya yaptığı yolculukların, sanatoryumda kaldığı günlerin, Fichu`nun evinde ya da 1936 Kasım`ında yerleştiği Cezayir`deki anılarından yararlanıyor. Kitapta yazarın aşk yaşamından da kimi kesitler bulmak olası. Simon Hi‚ ile iki yıllık evliliği ve fırtınalı bir açıklamayla Salzburg`da sona eren ilişkileri, romana bağlam değişimiyle katılıyor. Döneminin moda akımı olan, romanda yapısal özelliklere ağırlık verilmesi, Mutlu Ölüm`de de kendini gösteriyor, biçemi ustaca öne çıkarıyor yazar. Mutlu Ölüm`ün, Albert Camus`nün deha dosyasına eklenecek bir belge olduğunu söylemeliyiz; yazarı daha sonraki çalışmalarından tanıyan okur için bu kitabın ilginç bir karşılaştırma olanağı sağlayacağını düşünüyoruz. Link: http://www.mediafire.com/?hodv0d8q39yeblb
Merhaba, Yaban'ı hemen hepimiz okumuşuzdur. Bir çoğumuzun kütüphanesinde de vardır. Yaban defalarca basılmış, okullarda ders kitabı olarak okutulan bir kitap, eski kitapçılarda 4-10TL arasında değişiyor fiyatı. Dün gece Yaban'a bi göz atayım demiştim. Kitaplığıma ulaşamadığımdan ekitaplığıma bakıyorum. Ekitaplığımda yedi adet Yaban versiyonu çıktı. Bir tanesinin kayıt tarihi 1998 görülüyor(Milenyum krizi nedeniyle bilgisayarının saatini geriye almış biri yüzünden de olabilir) .chm uzantılı bir Yaban ise 2002 yılında kaydedilmiş. Gördüğüm kadarıyla hepsinin kaynağı bu iki dosyadan biri hepsi aynı tarama, ama düzenleme yapılmamış. Ben de elimden geldidiğince düzenledim. Kitap bölümlere ayrılıyor mu bilmiyorum. Kitap bölümsüz düzenlendi(eski versiyonlar da bölümsüz). İmla yayına hazırlanırken güncellenmiş, Office 2010 versiyonuna göre kısmen güncellendi(kelimenin bileşik kelime olup olmadığı konusu ve a harfine şapkaların eklenmesi ), ama noktalama işaretlerine yazarın dil ve anlatım özelliğini içerdiğinden kasten dokunulmadı. İki tane kelimenin doğruluğundan emin olamadım, Sözlük hazırlamayı unuttum, sonra aklıma geldi, kolayıma geldiğinden kulandığım TDK sözlükte bazı kelimeler de çıkmıyor. Her şeye rağmen bu düzenlenmiş bir ekitaptır. Ekitaplığınızdaki dosyayı güncellemeniz daha iyi olacaktır. Yakup Kadri'nin sadece iki romanı ile bir deneme kitabının ekitap olarak bulunabilmesi de üzücü... Sahi Veysel Şahin Roman Tekniği Bakımından Yaban isimli makaleyi ekstradan ekledim İndir
Her şey, her zaman göründüğü gibi midir? Bilinmeyenlerin arkasındaki gerçekler ne kadar ürkütücü olabilir? Tüyler ürpertici ayrıntılar karşısında soluğunuzu tutarak okuyacağınız, bir adli tıp başyapıtı olan "Çıplak Kemikler" sürükleyici ve merak uyandırıcı anlatımıyla sizi çarpıcı bir sona götürüyor... Charlotte'da bunaltıcı bir yaz sıcağı... Adli tıp antropoloğu Dr. Temperance Brennan'ın yıllardır hayalini kurduğu romantik bir tatil... Fakat birden ortaya çıkan tatsız sürprizler... Bir fırında; yeni doğmuş bir bebeğin kömürleşmiş ceset kalıntıları bulunur. Bu arada, kendisi de henüz bir çocuk olan, anne Tamela Banks ortadan kaybolur. Tamela gerçekten bebeğini öldürmüş müdür, yoksa o da masum bir kurban mı olacak? İndir
Göçmen kuşlardır Leylekler. Her bahar Avrupa'ya gelir, yaz sonunda tekrar Afrikaya doğru yola çıkarlar. Ama bu yıl geri dönmeyecekler... Louis Antioche'un kayıp leyleklerin sırrını çözmek için çıktığı yolculuk kısa sürede kabusa dönüşür. Parçalanmış cesetler, nereden çıktığı belli olmayan katiller... Arayışı onu, Bulgaristan'daki Çingene mahallelerinden işgal altındaki toprakların güneşte kavrulan kibutzlarına, Orta Afrika Cumhuriyeti'nin balta girmemiş ormanlarından Kalküta'nın arka sokaklarına kadar götürecektir. Hatta cehenneme kadar... Sınır tanımayan bir hayal gücü, kusursuz, bir kurgu tüyler ürpertici şiddet sahneleri, nefes nefese bir gerilim: Jean-Christophe Grange'yi bu tarzın zirvesine çıkaran, "Kızıl Nehirler"i dünya çapında bir başarıya ulaştıran bu nitelikler, "Leyleklerin Uçuşu"nda da var. Korkutucu bir yolculuk, şaşırtıcı bir kitap! https://rapidshare.com/files/1125039000/Jean-christophe-grange-leyleklerin-ucusu.pdf

Gordon MARSHALL - Sosyoloji Sözlüğü (çev. Osman Akınhay - Derya Kömürcü)

Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara 2005 ISBN: 975-7298-43-3 "Tamamen yeni bir derleme olan elinizdeki bu sözlük, Avrupa'nın en önde gelen sosyoloji bölümlerinde çalışan seçkin bir sosyolog ekibi tarafından hazırlanmış ve içeriği tasarlanırken öncelikle sosyoloji disipliniyle görece yeni tanışan okurlar dikkate alınmıştır. Sözlüğün kullanılmasını kolaylaştırmak için metin içinde kısaltmalar kullanmaktan kaçınılmıştır. Bir sözcüğün önüne konan * işareti, o başlıkta konuyla ilgili ek açıklamalar bulunacağını gösterir. Bazı maddeler, ya eşanlamlı oldukları ya da başka bir maddede daha etraflıca ve ilintili terimlerle birlikte açıklandıkları için, sadece başka bir göndermeye gönderme yaparlar. Önemli maddelerin hemen hepsi ile daha kısa maddelerin birçoğunda, okura, ilgili literatürü bağımsız biçimde takip etme olanağı sağlamak amacıyla en az bir kaynağa yer verilmiştir. Sosyoloji disiplininin özgül tarihlerinin farklı olmasına (ve bazı maddelerin Atlantik'in iki yakasındaki okurları farklı yerlere yönlendirmesine) rağmen, bu tür referansların hem İngiltere'deki hem Amerika'daki okurların ilgisini çekeceği düşünülmüştür."
http://www.mediafire.com/?d7tqahas8m8zdrc
Poetika, Aristoteles’den elimize eksik, öyle ki kimi bölümleri parçalar halinde geçmiş bir kitap olmakla birlikte, düşünce tarihinin tanıdığı sanat olayını araştıran ilk, ilk olduğu kadar da önemli bir eserdir. Aristoteles’in Poetika’sı, yüzyılların sanat görüşlerini belirlemiş, estetik tarihi yönünden çok önemli olan bir eserdir. Öyle ki, günümüzün estetikçisi bile ondan birçok bakımdan yararlanabilir. PDF 3.54 Mb 105 Sayfa http://www.mediafire.com/?v5tdynw8pknw182

YASAL UYARI

                                           YASAL UYARI ! 

Sitemin burada yayınlanan e kitaplardan herhangi bir çıkarı yada herhangi bir kuruluşa zarar verme amacı yoktur bu yüzden e kitapları 24 saat süreli fikir edinme amaçlı tutabilirsiniz.

Burada yayınladığımız E-Kitapları download ettikten 24 saat sonra silmek zorundasınız. Amacınız sadece kitap hakkında bilgi edinip, belli bir fikir sahibi olmanız ve hoşunuza giderse kitabı almanız içindir. Eğer kitabı beğendiyseniz yazarın kitaplarını satın alarak ona destek olunuz.


Dosyalar tanıtım amaçlı oldugundan hak sahibi şahıs veya şirketin bana ulaşması halinde
istegi üzerine tüm dosyalar kaldırılır 5846 sayılı kanunun 25.maddesine ek 4.maddesine göre hakkı ihlal edilen öncelikle üç gün içinde ihlalin durdurulmasını istemek zorundadır,
durdurulmadığı takdirde savcılığa başvurabilir. ancak hiç bir hak sahibinin istegi olumsuz karşılanmamaktadır.

NOT=SİTEMDEN TÜM DERGİLER KALDIRILMIŞTIR NEDENİ HAK SAHİBİ KURUMUN BU YÖNDE MAİL ATMASIDIR 11.03.2013 TARİHİ  SAAT 15:00    İTİBARİYLE YAYINLAR TAMAMEN KALDIRILMIŞTIR VE TEKRAR YÜKLENMEYECEKTİR .
Bu sayfada sadece e-kitaplar ve dökümanlar yer alacaktır

EN ÇOK OKUNAN VE EN GÜNCEL KİTAPLAR

YAKINDA YÜRÜRLÜĞE GİREBİLECEK BİR YASA VAR VE YASAYLA SİTENİN KAPANMASIDA GÜNDEME GELEBİLİR BU YÜZDEN BENİMLE İLETİŞİM HALİNDE KALMAK İSTEYENLER TWİTTER DAN EKLESİN AYRICA EN ÇOK OKUNAN VE BESTSELLER OLAN TÜM KİTAPLARI TWİTTER ARACILIGIYLA SİZLERLE PAYLAŞICAM İLK TWİTTER KULLANICILARININ HABERİ OLACAK ŞİMDİDEN KEYİFLİ GÜNLER =))))





Karahan  Salci https://twitter.com/tabikibesiktas